BSB HAKKINDA
BELGESEL SİNEMA

Nanook of the North (Kuzeyli Nanook)

Robert Flaherty, 1922
John Girerson 1926’da “dokümanter” kelimesini “gerçeğin yaratıcı bir şekilde işlenmesi, incelenmesi” şeklinde tanımlamıştır.
‘Belgesel’ kavramı, ilk kez 1926 yılında John Grierson tarafından, Flaherty’ nin MOANA adlı filmi için kullanılmıştır.
“Belgesel film, gerçek kişilerin (toplumsal oyuncuların) içinde yer aldığı durum ve olaylardan bahseder. Bu kişiler, betimlenen yaşamlar, durumlar ve olaylar hakkında inandırıcı bir önerme ya da bakış açısı edinebilmemiz için aktarılan bir öyküde, bize kendilerini kendileri olarak sunarlar. Yönetmenin özgün bakış açısı, bu öyküyü kurgusal bir alegori yerine tarihsel dünyayı doğrudan görmemizi sağlayan bir araç haline getirir.” Bill Nichols

Jean Rouch & Edgar Morin, 1961
“Belgeselde materyaller değil, sonucun gerçekçi olması önemlidir…”
Richard Dyer MacCann
“Belgesel film, içinde kişisel güçlerden çok, sosyal veya politik güçlerin dramatik çatışmasının bulunduğu filmdir. Bu nedenle, belgesel filmin epik bir kalitesi vardır. Ayrıca belgesel film, yeniden sahnelenemez. Sosyal belgeselin konusu, gerçek insanlar, gerçek durumlar ve gerçeğin kendisidir…”
Williard Van Dyke
“Belgesel film, doğası gereği deneysel ve icatsaldır. Genel kanının aksine belgesel filmde oyuncular kullanılabilir. Belgeselin içinde ‘gerçek’ olabileceği gibi hayal de olabilir. Belgeselin planlı ya da plansız bir konusu olabilir. Fakat bütün belgesellerin bir tek ortak noktası vardır: Her belgesel, kesin bir gereksinmeden; yapımcının kafasında geliştirdiği ve bir silah olarak kullanmak istediği bir fikirden doğar. Daha geniş anlamda, hemen hemen her belgesel, bir propaganda aracıdır.”
Philip Dunne
Belgesel, haber ya da güncel gelişmeler üzerine yayın yapan programların aksine, adil ve objektif olmak adına herhangi bir mutlak etik ya da ahlaki yükümlülüğü yerine getirmek zorunda değildir. Michael Rabiger şöyle yazar: “Bu yeni sanat formunun hiçbir kuralı yoktur. Yalnızca çizgiyi nereye çektiğin ve izleyicinle oluşturacağın anlaşmanın gereklerini nasıl yerine getireceğine dair alınacak kararlar vardır.
Patricia Aufderheide

Être et avoir / Nicolas Philibert
“Ekonomi, kültür ve insan ilişkileri alanlarında, mantığa veya duyguya seslenerek, insanların bilgi ve anlayışlarını daha fazla genişletme isteklerini kamçılayarak, mizansensiz çekimle veya olgular konusunda dürüst ve gerekçeli olmak koşuluyla- mizansenli çekim kullanarak, gerçek’ in tüm yönlerinin veya herhangi bir yönünün film üzerine tüm yöntemlerle yazımlanması işlemi…”
Dünya Belgesel Birliği, 1948.
“Tüm filmler belgeseldir, çünkü tüm filmler; sonuç olarak bir kişinin, bir şeyin, bir yerin, bir zamanın dokümanları ve belgeleridir…”
Andrew Sarris
BELGESEL SİNEMA
Belgesel sinema etik bir zemin olarak, ortak aklın ve özgür düşünmenin yansımasıdır. Toplumsal hafızanın ve gelecek hayalinin göstergesidir. Bir dünya dilidir. Kültürel sürekliliğin, kültürel yenilenmenin, tarihi kavramanın, bir toplumun kendini yeniden üretebilmesinin, insanlığın özgüvenini kazanabilmesinin imkânı olarak Belgesel Sinema, dünya ile ortak ve eşit bir dili konuşmanın olmazsa olmaz koşuludur. Dünya insanlarının kendileri ile yüzleşmelerinin, kendilerini ifade edebilmelerinin ve birbirlerini anlayabilmelerinin temel alanlarından biri, kültürün-bilimin-sanatın çözümlemesi olan BELGESEL SİNEMA’dır. Eğer bir ülkede özgür ve bağımsız bir belgesel sinema alanı oluşmamışsa, o ülke dilsiz olmanın ve kekelemenin bütün zaaflarını yaşayacak demektir.
Belgesel Sinema, gerçeklik arayışının estetiğidir. İnsanlık mirasını ve kendi duruşunu, sahip olduğu etik değerlerle korurken bilimi ve sanatı buluşturduğu noktada, kendi estetiğini kurar. Bu niteliği hem ‘sinemanın’ gelişkinlik ölçütünün ve dinamiklerinin ifadesidir hem de reyting ve pazar kaygılarının, popülerleşmenin oluşturduğu; tarihe ve insanın gerçeğine gizli-açık her türlü saldırı ve sorumsuzluğun yarattığı bozulma karşısında, açık ve saydam bir kimliğin işareti.
Belgesel Sinema, kimliğini, bir yandan sivil ve bağımsız olma özelliğinden diğer yandan kendi tarihiyle birlikte insanı ve insan hakları mücadelesini gözetmesinden alır. “İnsan”ın kendisi kadar, “insanlığın” tarihi boyunca ürettiği ve üreteceği bütün değerler onun öznesidir çünkü.
Belgesel film, konusunu bağımsız ve özerk olarak temsil eden yaratıcı-sanatçının ürünüdür. Belgesel film hem içerik seçimi hem de estetik anlatım açısından sanatçının imzasını taşır. Dolayısıyla yaratıcı sanatlar alanının bir parçasıdır.
Belgesel film izleyiciyi alışılmışın dışındaki görme biçimleri ile besler. Hem yeni hem de görünürde bilinen konuları kendine özgü yaklaşımlarla bağlantılandırır. Bireysel bakış açısına en geniş erişimi sağlar.
Belgesel film bütünlüklü ve farklı dünya tasvirleri sunar. Yüzeysel gürültülerle yürütülen medyanın geçici imgelerini biçim ve içerik sorumluluğu ile dengeler. İçeriğin duygusal, gerçeğe uygun ve ayrıntılı tanımlanmasında kendi özel zaman çizelgesine göre hareket eder.
Belgesel film insan varlığını derinlemesine, benzersiz olay ve sonuçları ile tarihsel ve kültürel ilişkileriyle keşfetmeye çalışır. Bu yüzden belgesel filmin uzunluğu ve dramaturji yaklaşımı, öncelikle filmin içeriğinin gereklerine göre belirlenir.
Belgesel filmin varlığı, özgürlük ve insan onuru, açık görüşlülük ve uzlaşma, anlayış ve insanın mutluluğu için çoğulculuk, diyalog, demokrasi ve aydınlanma kavramlarına dayanır.
Belgesel film, “narrative” bir sanat formu olarak, sosyal iletişimin bir aracıdır. Bu açıdan belgesel film, kültüre, topluma ve bireyin rolüne dair tartışmalarda önemli bir rol oynar.
Belgesel filmin güvenilirliği ve kabul görmesi öncelikli olarak yapımın yaratıcı unsurunun bağımsızlığı ve özerkliğine dayanır.
Belgesel filmi ulusal çıkara ve yapıldığı ülkeye göre sınıflandırmak artık geçerliliğini yitirmiştir. Belgesel sinemacı dünya vatandaşıdır, dünyanın tüm ülkeleri ve insanları belgeselin hedef kitlesidir.
Belgesel sinema güçlendiğinde, organik bir toplum olabilmenin ve dünya ile eşit ilişkiler geliştirebilmenin imkânı kazanılabilir; yaşanılan kırılma noktalarında toplumların kendileriyle yüzleşme iklimlerini karşılıklı ve eşit olarak yaratmaları olanaklı olabilir; geleceğimizin ufkunu daraltan ve bizi geleceksizlik ile tehdit eden geçmişin hafıza boşlukları insan hayatından yok edilebilir; toplumların kendilerini ve hayatı yeniden üretebilmelerinin damarlarının açılması sağlanabilir; kültürsüzleşme ve kültürel hegemonyalar karşısında direnişin alanları yaratılabilir. Geleceğin hayalini kurabilmek, bilginin ve sanatın önerdiği estetik ile onu yükselten yaratıcılık ve toplumların ruhsal ve zihinsel özgürleşmelerinden geçecektir.

Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB), 1997 yılı Mart ayında İstanbul- Ortaköy’de yapılan Ulusal Konferans ile örgütlenme sürecine girdi. “Sivil bir platform” olarak yola çıkan ve faaliyet gösteren BSB, yeni sorumluluklarla birlikte 1999 yılından bu yana T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanmış ‘Meslek Birliği’ statüsünde varlığını sürdürmektedir.
BSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği adı altında çalışmalarını yürüten BSB’ye yasayla verilmiş öncelikli görevi, üyelerinin “telif hakları”nı korumak ve izlemektir. Birlik, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) 42. maddesi uyarınca kurulmuş, özel hukuk hükümlerine ve mali ve idari açıdan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetimine tabi olan eser sahibi meslek birliğidir. Yönetmen, senarist/ diyalog yazarı, özgün müzik bestecisi ve animatörlerden oluşan eser sahiplerinin, esere ilişkin maddi ve manevi telif haklarını koruyan, telifleri toplayan ve dağıtan BSB sivil ve kâr amacı gütmeyen bir örgütlenmedir.
Bununla birlikte BSB gerek yasa kaynaklı, gerekse geleneksel varlığından süre gelen bir dizi çalışmayı aralıksız sürdürmeye çalışmakta; yola çıktığı 1997 yılından itibaren belgesel sinemanın gelişmesi, yaygınlaşması, benimsenmesi ve öğrenilmesi amacıyla uluslararası festivaller, yerel gösterimler, belgesel film günleri, atölyeler, kurslar, seminerler, konferanslar düzenleyerek ülkemizde sinema sanatının- başta Belgesel Sinema olmak üzere- bütün alanları ve türleriyle eşit ve bileşik gelişme olanaklarını yaratabildiği ölçüde gelişebileceğini vurgulayarak faaliyet göstermektedir.
Çeşitli kurumlarla ortak gerçekleştirdiği film gösterim etkinliklerinin tümünde “Belgesel Sinema eserinin de bir telifi” olduğunu ilgili kişilere/kurumlara ve kamuoyuna anlatma konusunda çok büyük çaba sarfeden BSB, meslek birliği yapısında üyelerinin eserlerini “Yetki Belgeleri” yoluyla temsil etmektedir. BSB, 2024 yılında diğer 3 sinema eseri sahibi meslek birliği olan Setem, Sinebir ve Senaristbir ile SEF Sinema Eseri Sahipleri Federasyonu’nun kurucu ortağı olmuştur.






